Prof. Dr. Erdem Yeşilada

dr. ünal vural
Op. Dr. Ünal VURAL
Genel Cerrahi Uzmanı
 
ZERDEÇAL MUCİZESİ
Zerdeçalın klasik olarak bilinen iyileştirici özellikleri, mide salgısı, bağırsak hareketleri ve safra asitlerinin karaciğerde yapımını artırıcı ve ağrı giderici etkileridir. Yapılan yeni bilimsel araştırmalar ile bahsedilen klasik iyileştirici nitelikleri yanında curcuminin özellikle bazı yaygın kanser türlerine karşı önemli tıbbi etkileri olduğu kanıtlanmıştır. Devamı...
 
KOLOREKTAL KANSERLER
Curcumin, yüzyıllardan beri geleneksel Hint tıbbında anti-inflamatuar ve antikanserojenik özellikleri dolayısıyla kullanılmaktadır. Bir çok araştırmacı grup tarafından curcuminin aralarında kolorektal kanserler başta olmak üzere bulunduğu çeşitli kanser türlerinde iyi ve güvenilir bir tedavi edici madde olabileceği konusunda parlak gelecekler vaat eden araştırmalar yapılmıştır. Devamı...
 
Zerdeçal Pankreas Kanserini Geriletti
Pankreas kanseri en ölümcül kanserlerin başında geliyor. Bilimsel kayıtlara göre teşhis konulduktan sonra ilk bir yıllık süreci atlatabilenlerin oranı sadece yüzde 10. Elde edilen deneysel ve ön klinik bulgular, zerdeçal ve etkili bileşeni olan kurkuminin, pankreas kanserleri üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Bu konuda halihazırda yürütülen klinik çalışmalar var. Zerdeçal ya da kurkuminin, gerek doğrudan ve gerekse kemoterapiyle uygulandığı çalışmalarda alınan sonuçlar oldukça başarılı. Bilhassa uygulanan kemoterapi ajanının etkisini artırması dikkat çekici.

ABD'deki Anderson Cancer Center'da (Houston) 43 ile 77 yaşları arasında 25 pankreas kanseri hastası üzerinde yürütülen bir faz II klinik çalışmada (randomize olmayan açık uçlu), hastalara 18 ay boyunca günde sekiz gram zerdeçal tozu verilmiş. Verilen zerdeçal tozunun kurkuminoid içeriği belirli bir seviyeye ayarlanmış (900 mg kurkumin+80 mg dezmetilkurkumin+20 mg bisdezmetoksikurkumin). Bu süre içerisinde herhangi bir kanser tedavisi uygulanmamış (kve radyoterapi). Alınan kan örneklerinde kanda bazı belirteçlerin seviyeleri (interlökin-4, -6, -10, NF-kappaB ve COX-2)) izlenerek zerdeçal verilen sağlıklı gönüllülerdeki değerlerle karşılaştırılmış.

Sonuç olarak uygulama süresince bu kadar yüksek miktarda zerdeçal verilmesine rağmen hastalarda herhangi bir tahammülsüzlük ya da olumsuz etki görülmemiş. Uygulanan 25 hasta da bu süreçte yaşatılabilmiş ve iki hastada kanser gelişimi durmuş. Hatta birinde tümörde yüzde 73 gerileme gözlenmiş. Çalışmada araştırıcılar zerdeçalın etkili maddesi olan kurkuminlerin damar içine uygulanabilmesi durumunda çok daha etkili sonuç alınabileceği şeklinde görüş bildirmişler. Şüphesiz devam eden diğer klinik çalışmaların sonuçları açıklandığında zerdeçalın pankreas kanseri hastalarına nasıl bir yarar sağlayabileceği konusunda daha ayrıntılı bilgi sahibi olabileceğiz.

 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
Mide Bağırasak Kanserine Karşı Zerdeçal
Araştırmalar zerdeçalın mide-bağırsak sistemi kanserlerinde koruyucu ve tedaviye yardımcı olarak uygulanmasının yararlı olabileceğini gösteriyor.

Zerdeçal, son yılların en popüler baharat bitkilerinden biri. Özellikle Hint mutfağının vazgeçilmezi olan köri karışımının temel bileşeni. Aslında köri bir baharat karışımı ve bileşimi ülke ve bölgelere göre değişim gösteriyor ama zerdeçal temel bileşen olarak yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Ülkemizde yetişmemesine rağmen zerdeçal baharatçılarda bulunuyor ve kişisel tercihlere göre baharat olarak yararlanıyoruz. Geleneksel Hint Tababetinde (Ayurveda) zerdeçalın çeşitli fizyolojik etkilerinden sık olarak yararlanılmaktadır; sindirim sorunları (gaz giderici, yağların sindirimi, ülser), yangılı şikayetler (artrit, burkulma), cilt sorunları (yara iyileştirici, sivilce, egzama) en çok kullanıldığı durumlar.

Zerdeçalın geleneksel tababetlerdeki kullanım alanları bilimsel çalışmalarla da doğrulanmış. Bu konuda bilimsel çalışma sayısında müthiş bir artış görülmektedir. 1990'a kadar zerdeçal konusundaki bilimsel yayın sayısı 80 kadarken, 2000 yılında 450'ye ulaşmış ve 2000'den günümüze ise 2 bin 500'leri geçmiştir.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KANSER TEDAVİSİNDE ETKİLİ Mİ?

Zerdeçalın ve körinin sarı rengini veren madde olan kurkumin türevleri köklerin temel etkili bileşeni. Yani etkilerin büyük bir kısmından sorumlu olarak kanserler, kalp ve damar hastalıkları gibi en ölümcül hastalıklara karşı mücadelede dikkatleri üzerine çekiyor. Deneysel çalışmalar özellikle kanser oluşumunda rol oynayan çok sayıda mediyatör üzerinde kurkuminlerin etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Peki insanlarda uygulandığında zerdeçal ve kurkuminler ne derecede yararlı olabilir?

Yapılan üç klinik çalışmada günde 15 grama kadar zerdeçalın üç ay süreyle sürekli uygulanması durumunda hiçbir tolerans sorunuyla karşılaşılmamış; yani zararsız. Bu önemli bir bulgu, çünkü uzun süreli uygulamalarda ortaya çıkan yan etkiler başarılı tedavi cevabı alınmasında önemli bir engel olabiliyor.

Ancak önemli bir sorun kurkuminin insanlarda emiliminin oldukça düşük olması. Yani etki gösterebilmesi için gerekli miktarlarda emilimi sağlanamıyor. Yapılan bir klinik çalışmada dört ay süreyle günde 2.2 grama kadar miktarlarda zerdeçal özütünün uygulanmasıyla kan ve idrarda kurkumin ve metabolitlerine rastlanmamış ancak bir hastanın dışkısında metaboliti (kurkumin sülfat) tespit edilmiş. Dolayısıyla, etkili bileşen kurkumin vücutta emilemiyor ama etkisini doğrudan bağırsak mukozası üzerinde gösterebileceği düşünülebilir. Nitekim kolon kanseri hastalarında günde 3.6 gram verildiğinde bağırsak mukozasında kolorektal tümörler üzerinde kurkumin birikimi dikkati çekiyor.

En çok dikkatimi çeken çalışma ise kalın bağırsak polipleri üzerindeki etkisi. Hani kısa bir süre önce Mehmet Öz'de kolonoskopi sırasında tespit edilenlerden. Altı ay süreyle günde üç defa 480 mg kurkumin verilmesiyle hastalarda polip sayısında yüzde 60 ve polip boyutunda ise yüzde 51 azalma sağlanabilirken bu amaçla yararlanılan ilaçlardan biri olan celecoxib (COX-2 inhibitörü) sadece yüzde 31 azalma sağlayabilmiş. Bence çok etkileyici bir sonuç. Üstelik kurkuminin celecoxib gibi kalp üzerinde toksik etki riski bulunmuyor.

Sonuç olarak, mevcut deneysel ve klinik bulgular zerdeçalın mide-bağırsak sistemi kanserlerinde gerek koruyucu amaçlarla ve gerekse tedaviye yardımcı olarak uygulanmasının yararlı olabileceğini göstermektedir.
 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
Zerdeçal Mucizesi İle Tanışın
Parkinson hastalığı en basit şekilde, beyinde dopamin yetersizliğine bağlı olarak sinir uçlarında iletinin yavaşlaması neticesi vücutta titreme, yavaş hareket etme gibi belirtilerle ortaya çıkan bir durum olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla mevcut tedaviler beyne dopamin sağlanmasına yönelik olarak sürdürülür. Ancak ne yazık ki bu uygulamalar dopamin nöronlarında hasarı önleyemediği için hastalık yavaş ve sinsice ilerler.

Yürütülen bilimsel saha çalışmaları erkeklerde parkinson riskinin kadınlara oranla daha yüksek olduğunu gösterir.

Yine Asyalı uluslarda parkinson gelişme sıklığının Kafkas ırkına (beyaz ırk) göre çok daha düşük olduğu gözlenmiş.

Bunun muhtemel nedeninin Asyalı toplumlarda günlük beslenmede baharat olarak önemli bir yeri olan körinin temel bileşeni olarak kullanılan zerdeçala bağlı olabileceği ileri sürülür.
 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
KURKUMA ENFARKTÜS
Koroner arter by-pas ameliyatı geçiren hastalarda akut miyokart enfarktüsü riskini Zerdeçal kurkuminoitleri engelleyebilir.

Zerdeçal özellikle Uzakdoğu mutfağının en önemli baharatlarından biri. Bildiğiniz gibi köri baharatının temel bileşenleri arasında. Bir lezzet öğesi olmasının ötesinde son 20 yılda yürütülen bilimsel araştırmaların sonuçları insan sağlığı bakımından önemini ortaya koyuyor. Köklerin içerisindeki temel bileşenler olan kurkuminler I-III (kurkumin, demetoksikurkumin ve bisdemetoksikurkumin)'ün en önemli etkisi farklı yolaklar üzerinden işleyen antienflamatuvar ve antioksidan etki göstermesi. Özellikle kurkuminoitlerin siklooksigenaz-2, nüklear faktör kappa B, lipoksijenaz ve indüklenebilen nitrik oksit gibi çok önemli mediyatörler üzerinde baskılayıcı etkisinin bulunması nedeniyle kanserlerden kalp-damar hastalıklarına kadar geniş bir yelpazede bir çok hastalıklığın önlenmesi ve tedavisinde etkisi bulunduğu bildiriliyor.

Deney hayvanları üzerinde yürütülen çalışmalarda kurkuminoitlerin kardiyopulmoner by-pas ameliyatından sonra yangıyı tetikleyen sitokinleri baskıladığı ve bu suretle kalp kasında hasarı önleyerek by-pas ameliyatları sonrası karşılaşılabilen ölüm riskini azalabileceği ileri sürülmüştür. Bu önbulguyu klinik olarak ortaya koymak amacıyla yürütülen bilimsel kriterlere uygun (randomize, çift körlü, plasebo kontrollü, prospektif) olarak Çin'de yürütülen bir çalışmanın sonuçları yeni yayımlandı. Çalışmada koroner arter by-pas ameliyatı geçiren 121 hasta seçilerek izlemeye alınmış. Kurkuminoitler karaciğerde metabolize olduğundan normalin iki katından fazla bilirubin (olası kolesterik sarılık) ve üç mislinden fazla karaciğer enzim seviyeleri (alanin aminotranferaz, aspartat aminotransferaz) olanlar çalışmaya alınmamış. Deney grubu olarak ayrılanlara bypas ameliyatından 3 gün önceden başlayarak ve ameliyat sonrası 5 gün boyunca 250 miligram kurkuminoit karışımı taşıyan kapsüllerden günde 4 defa 4'er kapsül verilmiş. Yani günlük uygulanan miktar 4 gram.

Çalışmada kurkuminoitlerin etkinliğini ölçmek için uygulamanın başlangıcında, (yani koroner by-pas ameliyatı öncesinde) ve by-pas ameliyatından 3 gün ve 5 gün sonra kan tahlilleri yapılarak C-reaktif protein (CRP) ve malondialdehit (MDA) miktarları tayin edilmiş. CRP önemli bir yangı belirteci, MDA ise oksidatif stresin bir göstergesi. Sonuçlar istatistik yöntemler ile değerlendirilmiş. Sonuçta ameliyat öncesi kanda CRP bulunmazken ameliyat sonra 3. günde kurkuminoitlerin CRP miktarını belirgin bir şekilde baskıladığı, 5.günde ise plasebo ile aynı seviyeye geldiği tespit edilmiş. Aynı şekilde MDA seviyesi de ameliyat sonrasında çok etkin bir şekilde düşürülmüş. Sonuç olarak gerek serum CRP ve MDA seviyeleri üzerindeki bu etkiler ve gerekse zerdeçalın bilinen antiplatelet etkisi by-pas ameliyatları sonrasında ölümcül bir sorun olarak karşılaşılan akut miyokard enfarktüsü riskinin kurkuminoit uygulaması ile belirgin bir şekilde önlenebileceği düşünülmektedir.

Bilindiği gibi zerdeçal içerisindeki kurkuminoitlerin uygulanmasındaki en önemli sorun vücuttan emilimi. Bu bakımdan yüksek miktarlarda verilmesi gerekiyor. Tabi kurkuminoit taşıyan kapsüller bulunamıyorsa benim önerim mutlaka günde 15 gram zerdeçal kökü tozunun bal ile karıştırılarak yutulması şeklinde. Yapılan çalışmalar karabiber meyvelerinde bulunan piperin maddesinin kurkuminoitlerin emilimini artırabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla zerdeçal tozu içerisine 1-2 gram kadar karabiber tozu eklenmesi yararlı olabilecektir. Bu şekilde uygulamanın sadece kalp ve damar hastalıkları bakımından değil, özellikle kanserlerin önlenmesi ve hatta tedavisinde belirgin bir yararı olduğu yapılan bilimsel çalışmalar ile ortaya konulmuş.